fbpx

Preeklampsi

Preeklampsi

Preeklampsi

Halk arasında gebelik zehirlenmesi olarak da bilinen preeklamsi, rahimde bulunan arter damarlarının olması gerekenden daha fazla daralması ve bu durumun sonucu olarak pleasantanın bebeği besleyemediği zamanlarda ortaya çıkan tehlikeli bir durumdur. Eğer fark edilemez ve müdehale edilmezse, anne ve bebek ölümlerine kadar neden olan hayatî sonuçlar doğurabilir. Genel olarak gebeliklerin ortalama %6’sında görülmektedir. Daha çok hamileliğin 20. haftasından sonra ortaya çıkışı kan basıncındaki bozukluk şeklinde görülür. Hatta doğum sonrası dahi bu durum ortaya çıkabilir, ona da “postpartum preeklampsi” adı verilir. Doğum sonrasındaki belirtileri ortalama 48 saat içerisinde ya da en geç 1,5 aylık süre sonrasında bile görülebilir. Belirtileri preeklampsi ile aynı olsa da doğum gerçekleştiği için kan basıncı yavaş yavaş düzene girmeye başlar. Postpartum preeklampsi durumlarında tansiyonu dengelemek için ilaç tedavisi uygulanır

Gebelik zehirlenmesi, etkisine göre iki şekilde adlandırılır:

Hafif preeklampsi

Kan basıncında meydana gelen ufak bir artış dahi bu durumun belirtisi olmakla birlikte, görülen belirtiler yeterli şiddette olmadığı için fark edilmeyebilir. Eğer devamlı uzman bir doktor kontrolü altındaysanız ve hafif şiddette gebelik zehirlenmesi durumunuz varsa, bebeğin gelişimi için beklenebilecek kadar süre beklenir ve doğum başlatılır.

Şiddetli preeklampsi

Kan basıncınız (tansiyon) daima yüksektir ve şiddetli preeklampsi bulgularını fark edilir derecede yaşarsınız. Böyle bir durumda doktor kontrolü altında olmanız ve hatta gerekiyorsa hastanede yatmanız gerekebilir. Eğer gebelik haftanız dolmadıysa ve semptomlar tedavi edilebiliyorsa sonuna kadar beklenir. Ancak bazı durumlarda ise bebeğin ve sizin sağlığınız için doktorunuz doğumun başlatılmasını isteyecektir.

Adından da anlaşılacağı üzere preeklampsi, gebelik zehirlenmesinin başlamadan hemen önceki safhadır. Ancak eklampsi adı ile bilinen daha şiddetli ve ciddi sonuçlar doğuran zehirlenme durumu, yüksek tansiyon eşliğinde anne adayındaki nöbetler şeklinde kendini gösterir. Böyle bir durumda gebelik haftasına bakılmaksızın, yani doğuma kalan süre ne kadar olursa olsun acil olarak bebeğin alınması gerekmektedir.

Preeklampsinin Belirtileri Nelerdir?

Preeklampsinin en güçlü göstergeleri arasında hiper tansiyon ve ödemin yarattığı şişkinlik varlığı olsa da, bu belirtiler her zaman gebelik zehirlenmesi yaşandığını göstermez. Diğer belirtilerin de uzman doktor tarafından değerlendirilmesi gereklidir. Bunlar:

  • Düzensiz ve aşırı beslenmeye bağlı olmayan hızlı kilo artışı,
  • Migren tarzında nedeni belli olmayan baş ağrıları,
  • Özellikle ayak bileklerinde bulunan şişkinlik (dinlenme sonucu dahi geçmez),
  • Yüzde ve ellerde gözle görülür şekilde şişme,
  • Vücuttaki kaşıntı varlığı,
  • Bulanık görüş,
  • Midede yanma, yemek borusunda hassasiyet,
  • Annenin reflekslerinde belirgin artış.
  • Uykuya eğilim,
  • Gözün beyaz kısımlarında sararma,
  • Bebek hareketlerinin azalması.

Preeklampsinin Nedenleri

Tam olarak neyin gebelik zehirlenmesine yol açtığı bilinmese de bazı uzmanlar aşağıdaki durumların preeklampsi ile ilişkili olduğunu düşünmektedir:

Genetik Faktörler

Bazı uzmanlar fetüs üzerindeki genetik yapının preeklampsiye yol açtığını düşünmektedirler. Eğer anne adayının annesinde ya da babanın annesin gebeliğinde böyle bir durum yaşanmışsa, gebelik zehirlenmesi yaşanması ihtimali da o oranla artacaktır.

Damar sorunları

Gebelikle birlikte vücuttaki damarların genişlediği bilinen bir gerçek. Ancak gebelik zehirlenmesi yaşayan anne adaylarında bu durum tam tersi olarak gelişir, yani damarlar daralmaktadır. Böylece preeklampsinin oluşumu hızlanmaktadır.

Bağışıklık sistemi

Bebeği besleyen plasentanın ve bebeğin annenin vücudunda farklı bir tür alerjiye neden olduğu varsayımına dayanmaktadır. Böyle bir durumda annenin vücudu bebeği ve onun ortamını yabancı olarak algılar ve bu duruma tepki oluşturabilir.

Diş eti rahatsızlıkları

Yapılan araştırmalara göre diş etinde problem yaşayan kadınların, sağlıklı olanlara nazaran daha fazla preeklampsi sorunu yaşadıkları ortaya konmuştur. Bu durumun ortaya çıkmasında diş etlerinin zehirlenmeye neden olan bir takım kimyasallar üretiyor olması tezi savunulur.

Bunların dışında gebelik zehirlenmesinin kesin bir nedeni olmamakla birlikte eğer annenin ilk gebeliği, iki doğum arasında 2 yıldan az zaman varlığı, daha önceki gebeliklerde preeklampsi öyküsü, yüksek tansiyon problemi, ileri yaş faktörü (40 yaş ve üzeri), çoğul gebelik durumu, şeker hastalığı, kan pıhtılaşması, migren, gebelik şekeri, kronik böbrek hastalığı, bağışıklık sistemi problemleri, bebekte su toplanması olarak bilinen hidrops fetalis durumu, aşırı kilo varlığı ve tedavi ile gerçekleşen gebelik (tüp bebek) durumları varsa preeklampsi konusunda risk altında olunduğu varsayılmaktadır.

Gebelik Zehirlenmesi Tekrarlar Mı?

Eğer gebeliklerden birinde preeklampsi yaşanmışsa, bir sonraki gebelikte yaşanma ihtimali %30 seviyesindedir. Özellikle ilk gebelikte bu tanı konmuşsa veya erken dönemde yaşanan bir preeklampsi varlığı mevcutsa risk oranı daha da artmaktadır.

Preeklampsi Tanısı

 Gebelik zehirlenmesinin tanısı oldukça kolaydır. Düzenli olarak yapılan kontrollerde yüksek tansiyon ve idrarda saptanan aşırı miktardaki albümin seviyesi preeklampsi varlığını ortaya koymaktadır. Eğer anne adayında preeklampsi varsa genellikle tansiyon 140/90 mm Hg ve üzerinde seyreder. Böyle bir durumda en az 3-4 saat aralıklar ile ikinci ve sonraki ölçümler yapılır. Eğer halen durum aynı devam ediyorsa preeklampsi düşünülmelidir.

Anne adayı özellikle 19. ve 23. haftalar arasında gebelik zehirlenmesi gelişimi ihtimaline karşı renkli doppler ile incelenmelidir. Eğer rahim atar damarlarında direnç artışı gibi veriler görülüyorsa, daha yakın takip edilmesi gerekir. Tansiyon ve rutin kontrollerde ortalaması alınan kilo artışında ciddi bir artma söz konusu ise yine preeklampsi varlığından şüphe duyulur.

Preeklampsinin Zararları

 Tansiyon seviyesinin 160/100 mmHg seviyesinden seyretmesi sonucu diğer bulgular ile birlikte preeklampsi gelişmeye başlamıştır. Eğer bu durum şiddetlenmeye devam ederse o zaman ortaya eklampsi çıkar ve sara nöbetleri başlar. Çünkü beyin de ödem oluşmuştur. Sonrası tabloda beyin kanaması, akciğer ödemi, böbrek yetmezliği, kan pıhtılaşmasında sorunlar, kalp yetmezliği gibi ciddi sorunlar ortaya çıkar. Daha da kötüsü bebekte gelişim geriliği ortaya çıkar ve erken doğum riski oluşur.

Plasentadaki hasardan dolayı anne ve bebek arasındaki besin alışverişi duracağından bebeğe daha az kan ve oksijen gidecektir. Böylece bebek anne karnında ölebilir. Anne için ise damarlardaki bozukluk nedeniyle trombositlerin hasar görmesi ortaya çıkacağından pıhtılaşma faktörleri yok olur ve annenin hayati durumu söz konusu olacaktır.

Preeklampsi Tedavisi

Doğumun gerçekleşmesi, preeklampsinin tek tedavisidir. Ancak erken doğum faktörü bebek için risk oluşturacağından, doktorunuz ile süreci yönetmeniz ve preeklampsinin şiddetine göre bekleyip bekleyemeyeceğinize karar vermeniz gereklidir.

Preeklampsi tedavi konusunda ender görülen ciddi bir rahatsızlıktır. Ancak rutin kontrollerinizi uzman bir doktor ile gerçekleştirmeniz durumda böyle bir durumun varlığını erken teşhis etmeniz ve süreci yönetmeniz daha kolay olacaktır. Gebelik zehirlenmesi yaşayan kadınların çoğu doktorları ile süreci doğru yönetebildikleri için sağlıklı bebekler dünyaya getirdiklerini bilmek her açıdan rahatlatıcı olacaktır.

By | 2019-01-04T11:39:14+00:00 Eylül 11th, 2018|Hamilelik|Preeklampsi için yorumlar kapalı