Emzirirken Beslenme: Bilmeniz Gereken Herşey

//Emzirirken Beslenme: Bilmeniz Gereken Herşey

Emzirirken Beslenme: Bilmeniz Gereken Herşey

Emzirme Esnasında Beslenme

Anne sütü kuşkusuz bebekler için hayati öneme sahip tek besin maddesidir. Büyüme hızının üst seviyelere çıktığı yeni doğan döneminden itibaren bebeğin hem açlık, hem de susuzluk için tek besin maddesi olan anne sütüne ihtiyacı vardır. Öte yandan henüz gelişim aşamasında olan sindirim sistemi için de en uygun gıda olan anne sütüdür. Başka hiç bir ek besin maddesine ihtiyaç duymadan sadece anne sütü bebeğin tüm beslenme gereksinimlerini karşılayarak, aynı zamanda onu enfeksiyonlara karşı koruması sayesinde en ideal besin olarak yine anne sütü söylenebilir.

Yeni doğum yapmış annelerin aklından geçen en önemli sorular sütünün bebeğine yetip yetmediği ve süt artıran yiyecekler olmakta. Özellikle doğum sonrası kilolarından kurtulmak isteyen ancak bir taraftan da bebeklerini emzirmek isteyen anneler beslenme konusunda ciddi bir ikilem yaşamaktadır. İlk 6 aylık süreçte kesinlikle diyet ve ağır spor yapmadan gebelik kilolarından kurtulmakta acele etmemelisiniz. Bu süreçte vücudunuz hali hazırda bebeğiniz için ihtiyaç duyulan tüm gıdayı hazırlamak için hazırlık yaptığından annenin yapması gereken düzenli ve dengeli beslenmektir.

İşte emzirirken beslenme ile ilgili bilmeniz gereken herşey:

            Bol su içmenin süte etkisi

            Tüm uzmanların üzerinde anlaştıkları tek madde bol su içmektir. Anne sütünü artırıcı diğer bir deyişle süt yapıcı en güzel madde sudur. Çünkü vücudun ürettiği süt miktarının değişmemesi adına sıvı alımı önem arz etmektedir. Emzirme döneminde tüm annelere günde en az 3 ila 3,5 litre su içmeleri önerilir. Su içmeyi düzenli hale getirmek için her emzirme esnasında yanınızda küçük bir şişe su bulundurarak içebilirsiniz.

Öte yandan sıvı alımına devam etmek için taze sıkılmış meyve suları, ayran, kefir, limonata şekeri az kompostolar ve hoşaf gibi seçenekler de sıvı alımına destek olarak değerlendirilebilir. Buna karşın kahve ve çay gibi kafein içeren içecekler ile gazlı içecekler bu dönemde en az indirgenmelidir.

            Düzenli protein alımı

            Gebelik döneminde annenin ve bebeğin sağlığı için oldukça önemli olan protein alımı, doğumdan sonra emzirme döneminin de olmazsa olmazları arasında sayılmaktadır. Emziren annelerin de bitkisel besin kaynakları ile beslenmeleri kadar hayvansal gıda almaları da son derece önemli. Bu kapsamda et ve et ürünleri ile protein alımı desteklenen annelerin diğer yandan bol kalsiyum içeren süt ve süt ürünleri tüketmesi de elzemdir. Sonuç olarak günde 70 gram kadar protein alması gereken annenin haşlanmış yumurta, tavuk, kırmızı et ve baklagiller tüketmesi gerekiyor. Bunun yanı sıra yeşil yapraklı sebzeler, yoğurt, süt, peynir gibi ürünlerden de alınması gereken kalsiyum miktarı 1300 mlg olmalı. Kırmızı et aynı zamanda kansızlık ve yorgunluk ile savaşmada en güçlü silah olan demir yönünden de zengin bir içerik sağlayacaktır.

Anne sütünün besleyici yağ içeriğinin annenin beslenmesi ile doğru orantılı olduğu düşünülürse, günlük enerji açığını karşılayacak olan yağları %30 oranında vücuduna alması gerekiyor. Bu kapsamda çoklu doymamış yağ asitleri içeren balık tüketimi emzirme döneminde önemli bir hal alıyor. Mümkünse haftada iki kez balık tüketmesi tavsiye edilen anneler, bebeklerinin beyin gelişimi ve gözdeki retina gelişimi için bu konuya hassasiyetle yaklaşmalılar. Omega 3 ve Omega 6 yağları açısından zengin balığın yanı sıra ceviz ve keten tohumu da bu konuda tüketilebilecek diğer besin maddeleri olarak sayılabilir.

            Gaz yapan besinlerden uzak durulmalı mı?

            Yenidoğan bebeğin henüz sindirim sistemi tam anlamı ile gelişmediği için kolayca gaz sancısı yaşayabildiği bir gerçektir. Fakat annenin diyetinin bu gaz sancısını etkilediğine yönelik herhangi bir bilimsel kanıt mevcut değildir. Örneğin, ‘fasulye gaz yapan bir yiyecektir, bu yüzden emzirirken kaçınılması gerekmektedir’ gibi bir yaklaşımın bilimsel bir desteği bulunmamktadır. Buna karşın çoğu anne yediği bazı besinlerin bebeğini rahatsız ettiğini gözlemler. Böyle durumlarda tabii ki söz konusu besinlerden mümkün olduğunca kaçınmak en doğrusu olur. Ancak gereksiz yere annenin diyetini kısıtlamasından ve emzirme döneminde oldukça önemli olan besin çeşitliliğininden kendini mahrum bırakmasından kaçınılmalıdır.

            Düzenli ve dengeli beslemenin önemi

            Emziren annenin, kilo kaybetmek adına yediklerini azaltmadan ya da diyet yapmadan tüm besin gruplarından oluşan öğünlerinin olması anne sütü için son derece önemlidir. Örneğin, bu kapsamda sadece tahıl almak ya da sadece protein kaynaklı beslenmek yanlış bir beslenme düzeni oluşturacaktır. Besinlerin enerji verdiği ve gerekli vitaminler ile minerallerin süte geçtiği düşünüldüğünde emziren bir annenin 100 ml süt üretmesi için ortalama 70-80 kkal enerji harcaması gereklidir. Kaba bir hesapla günlük olarak 800 ml süt üretmesi beklenen sağlıklı bir anne, bu durumda 550-600 kkal ek enerjiye ihtiyaç duyacaktır. Bu nedenle anne günlük kalori değerinin altında beslenmemeli, doğum sonrası kilo verme adına beslenme düzeninde azalma yapmamalıdır. Zira emzirmenin aktif ve sürekli olması dahi annenin kilo kaybını kolaylaştıran ve sürece yardımcı olan en büyük etkendir.

            Tatlı yiyecekler süt yapmaz

            Emziren annelerin en büyük yanılgılarından biri de tatlı, yüksek kalorili ve unlu gıdalar ile beslenme tarzını seçmesidir. Bu şekilde beslenmek sütü artırmayacağı gibi ekstra kilo alımları ile annenin kendini kötü hissetmesine de neden olabilir. Çünkü şeker tüketimi ile sütün artması arasında ispatlanmış hiç bir bilimsel veri bulunmamaktadır. Bu konuda sütü artıran en büyük faktörün bebeğin sık sık memeyi emmesi ve annenin bol miktarda su içmesi / sıvı almasıdır. Şeker oranı yüksek gıdalar ile beslenmek su içme isteğini artırdığı için süt yaptığı düşünülmektedir. Öte yandan süt üretimini destekleyen bir diğer konu ise stresin azaltılmasıdır. Yani anne ne kadar mutlu ve stressiz olursa, süt salınımı o oranda artar. Şekerli gıdaların da seratonin (mutluluk hormonu) seviyesini artırdığı bilindiğinden bir miktar stresin azaldığı ve süt üretiminin buna bağlı olarak arttığı düşünülmektedir. Yani sütü artıran şekerin kendisi değil, azalttığı strestir.

Kısaca emzirme döneminde süt üretimi ve süt salınımı gibi durumda aslında gebelikten itibaren hazırlanıyor. Bu dönemde yeterli ve dengeli beslenmeye kendini hazırlayan annelerin deri altı yağ dokusundaki birikimleri emzirme döneminde süt üretimi için kullanıldığından, annenin sütü aslında alınan besinlerin bir ürünü oluyor. Bu nedenle gebelik döneminde başlanan dengeli ve düzenli beslenme rutini, süt üretiminin uzun süre sağlıklı şekilde sürmesi için emzirme döneminde de kesintisiz devam ettirilmelidir.

By | 2018-12-24T10:13:36+00:00 Ekim 18th, 2018|Bebeğinizin İlk Yılı|Emzirirken Beslenme: Bilmeniz Gereken Herşey için yorumlar kapalı